Mani'den Zerdüþt'e ALEVÝLÝK Kendal Dogan
Tarih: 0
Kendal Doðan Alevilik ilk uygarlýðýn beþiði olarak anýlan Mezopotamya'yý da içine alan ve yüzlerce uygarlýðýn geçtiði Anadolu'da son þeklini almýþtýr. "Ýslam þeriatýna karþý" halklarýn baþkaldýrý ve yaþam öðretisine dönüþümünde þerri egemenliði reddetmesi çabasý ile de ayrýca bir önem kazanmýþtýr. Ancak Aleviliðin günümüzdeki þekliyle oluþmasýnda Mani'den, Zerdüþt'e ve son süreçte Batýniliðin kapsamý içerisinde ele alýnmasý doðruya giden yolu bulmamýza neden olacaktýr. Alevilik tarihsel süreç içerisinde, farklý uluslardan milliyetten insanlarýn, seçmiþ olduðu bir yaþam biçimi olmasý nedeni ile,oldukça geniþ bir coðrafyanýn ürünü olarak da deðerlendirilmelidir. Ancak, oluþtuðu çekirdek coðrafya; yukarý Mezopotamya dýr. Anadolu'da,Sivas, Tunceli, Amasya, Çorum, Maraþ, Erzincan, Muþ, Bingöl, Erzurum,Yozgat,Tokat, Malatya baþta olmak üzere Kaz daðlarýna kadar uzanan coðrafyada,her yerinde Alevi yerleþim alanlarýný görebilirsiniz. Þehircilik hareketinin baþlamasý nedeni ile de baþta Ýstanbul, Ankara, Ýzmir, Mersin illeri de yoðun bir Alevi nüfusu yaþamaktadýr. Alevi düþüncesinin her ulustan insanlarýn seçtiði bir yaþam biçimi olarak çekirdek yapý önemli bir geniþleme göstermektedir. Merkezci anlayýþ gibi bir kaygý taþýmayan Alevilik, kopuk farklý coðrafyalarda, tercih edilen felsefe yede dönüþmüþtür. Çekirdek yapý,Batý Anadolu'ya sarkarak,en batýda Balkanlara kadar destek gören Alevi yaþam biçimi,doðuda Ýran ve bu ülkenin kuzeyinde Azerbaycan ve Orta Asya' ya kadar uzanmaktadýr. Güney de ise Irak,Suriye ve Lübnan 'a kadar uzanmaktadýr. Çekirdek coðrafya Anadolu'dan uzaklaþtýkça farklýlýklarýn da ortaya çýktýðý görülmektedir. Aleviler, Anadolu'dan sonra en yoðun olarak yaþadýklarý coðrafya, Ýran'ýn etkisi altýnda olan Azerbaycan da yaþamaktadýr. Azerbeyca'nýn,Tebriz-Çerandab bölgesi, Urmiye, Miyandab, Tekab, Maku, Ilhýçý, Ebher, Kazvin, Karadað'ýn sofular kentleri olarak bilinen köylerinin tamamý kýzýlbaþlarýn yaþadýklarý alanlardýr. Ayrýca Maku-Hoy-Urmiye ekseni boyunca yaþayan ve Kürt olan bu insanlarýn tamamý Kýzýlbaþtýr. Azerbeycan'ýn (Ýran egemenliði altýnda olan)Kazvin kentinin bulunduðu alanda, Alamut daðlarýnda, Eher kenti civarýnda çok sayýda Kýzýlbaþ köyleri mevcuttur. Tebriz kentinin etrafýnda, Kýzýlbaþ köylerinin sayýsýnýn çok olduðu bilinmektedir. Karadað olarak bilinen bölgede yine Kýzýlbaþ nüfusunun fazlalýðýndan bahsedilmektedir. Azerbeycan bölgesindeki Kýzýlbaþlara diðer guruplar tarafýndan “Goran” adý verilmektedir. Goran Kürtçe “mera, otlak” ve Ýran ve Irak ta yaþayan Kürt Aþiretinin adýdýr. Goran olarak isimlendirilen Alevilerde ZERDÜÞT dinini hala yaþatan gelenekleri söz konusudur. Anadolu'da yaþayan Kürt Alevilerde olduðu gibi ileri derecede Ali sevgisi vardýr. Ýnsanda Tanrýsal gücü görme, sýr talipliði, mevcut Kuran'a karþý güvensizlik, takiye de bulunma (korunma amaçlý) nefsin yenilmesi v.b Diðer bir husus da Azerice yazýlmýþ kelamlarýn varlýðýdýr. Kürtçe'nin o dönemde yazý dili olarak geliþememesi nedeni ile kelamlar Azerice kaleme alýnmýþtýr. Anadolu'da da durum böyle olmuþtur. Geliþmiþ yaygýn dil (pazar dili)tercih edilmiþtir. Ayrýca, Aliallahi, Karakoyunlu, kýrklar, adlarý ile de isimlendirilmiþlerdir. Ýran Azerbeycanýnda yaþayan Alevilerle yaþam tarzlarý, Anadolu'daki Kürt Alevilerinin aynýdýr. BATÝNÝLÝK: Ýslam karþýtý yapýlar, Kuran'ýn bir devlet felsefesi olarak yaþamý yönlendirmesi ile,açýk olarak kuran da belirtilen hususlara karþý çýkamamýþlardýr. Çýkamamanýn nedeni tabii ki yaþama iliþkin korkularýdýr. Ýslam iktidar olmak için hiç bir engel tanýmamaktadýr. Talan ve katliamlar,bu devlet felsefesine karþý insanlarý takiyeye zorlamaktadýr. Kuran'a açýkça karþý olamayanlar Kuran-ý anlaþýlmaz kýlmak yada güvensizlik yaratmak için,"iç anlam"ý da olan bunun doðru yorumlarla anlaþýlabileceði savýný ortaya koymuþlardýr. Baþka bir deyiþle "Te'vil"yolu ile, yani; gerçek anlamýndan saptýrarak, baþka bir anlama yorma olarak tanýmlanabilecek anlayýþ Batýnilere ait anlayýþ olarak tarihçiler tarafýndan belirlenmiþtir."Siyasal amaçlý"olan bu anlayýþ; 1- Karmatiyye (Küfe'li 9.yy da Hamdan bin Al-Eþ'aþ tarafýndan kurulmuþ ve onun kayýn biraderi Abdan tarafýndan yayýlmýþtýr. Özgürlükçü ve eþitlikçi bir yaþamý esas almaktadýr. Ýslam'ýn ilk yayýlma alanlarý Arap halklarýnýn yaþadýðý alan olmasý itibari ile Karmatiyye'nin etki alaný da Araplarýn yaþadýðý coðrafya idi. Ancak Her þeyi madde de arayan Mazdekçiliðin bu yapý üzerindeki etkisi maksimum noktadadýr. 2-Sabbyye, ilk yedi imamý dikkate alanlar, ya da evrenin yedi gezegen tarafýndan yönetildiðine inananlar 3-Ýsmaliyye, Ýmam Ali soyundan, Cafer-üs-Sadýk'ýn beþ oðlundan en büyüðü Ýsmail'i imam tanýyanlardýr. 8.yy da Abdullah bin Meymun tarafýndan kurulmuþtur. Fatými devletinin kurucularý olup, Müslüman olarak görülmezler. Ýslam öncesi yapýsý ile Mani'den Zerdüþt'e ve diðer dinlerden insan yaþamýný düzenleyen, doðayý deðiþtirme çabasýnda olan tüm yapýlardan olumlu kýsýmlarý alan deyim yerinde ise bir "sera"çiçekliðine dönüþen Aleviliðin en az beþ bin yýllýk bir tarihi süreçten geçtiði tartýþmasýz bir gerçekliktir. "Sadece Hýristiyanlýk ve Musevilikle sýnýrlý olmayýp; hatta bu çerçeveyi de çoktan aþarak Manilik, Zerdüþtilik, Mecusilik, Brahmanilik, Budistlik gibi dinlerle eski dönem ilkel inançlara baðlý halklarýn Ýslam'a karþý çýkarttýklarý ortak veya ayrý ama benzeþik akýmý " olarak algýlanabilecek olan Alevilik, Ýslam'ýn baþlangýcýyla birlikte Ýslami Arap iþgal-hegomanya politikalarý yerleþik halklarý ciddi anlamda rahatsýz etmiþ onlarýn yok edilmesi yönündeki Ýslami yükseliþ, Ýslam'a karþý baþkaldýrýlarý gündeme getirmiþtir. Temel de korunma çabasý içerisindeki farklý inanç guruplarý bazen "Ýslam'a temelden muhalefet eden Arap olmayan halklar, Müslümanmýþ ve Ali yandaþýymýþ gibi görünerek; bu arada Ehl-i Beyt kavramýný kullanarak Ýslam'a karþý Ýslam sloganýyla hareket etmiþlerdir." Bazen de" Mezhepsel görünüm altýnda Ýslam'a karþý yürütülen bu mücadele, gerçekte siyasi ve ideolojik olup Ýslam'ý yýkmayý hedeflemektedir."Þeklinde egemen olma kavgasýnda farklý inanç topluluklarý kendi yaþam biçimlerini ve inançlarýný Ýslam'a dikte ettiriyorlardý. Ýslam, dört halife devrindeki devletleþme sürecinde sýnýfsal ayrýmý resmileþtirince, artýk o eski sade basit ve asude hayat tarzýndan vazgeçmiþ, devlet olmanýn kaçýnýlmaz soncunda baskýcý bir nitelik kazanarak, sömürünün daha aðýrlaþmasýna neden olmuþtur. Ýslam'a karþý halklarýn geliþtirdikleri korunma amaçlý, þüphe anlayýþý Batýniliðin temel felsefesini oluþturmuþtur. Ancak bu þüpheyi yaratmak isteyenler Anadolu'nun yerleþik halklarý ile doðu halklarýnýn dininden olan Zerdüþtler dir. Anadolu Aleviliði'nin oluþumunda ya da temelinde Zerdüþt dinin büyük etkisinin varlýðý kanýtlanmýþ durumdadýr. Bu nedenle söz konusu Zerdüþtçülüðün ne olduðunu günümüz Alevilerinin halihazýrda kullandýðý deðerlerin Zerdüþtçülükle nasýl örtüþtüðüne kýsaca bakmak gerekirse; Zerdüþt olarak bilinen "Zaratustra"Mazdeizm olarak anýlan bir dinin kurucusudur. Tam olarak yaþadýðý yýl bilinmemekle birlikte;" Med ülkesi olarak bilinen MEDYA' nýn batýsýnda ve Urmiye gölü yakýnlarýnda doðduðu"Bazý tarihçilere göre M.Ö 1000 Yýllarýnda, bazý tarihçilere göre; M.Ö. 1541 yýlýnda,bir kýsým tarihçilere göre de M.Ö. 1400-1200 yýllarý arasýnda, bir baþka tarihçi gurubu ise M.Ö. 660-583 yýllarý arasýnda yaþadýðý kabul edilmiþtir. Baþlýca amacý evreni deðiþtirmek ve deðiþen evreni insanýn hizmetine sunmak olan Zerdüþt'ün ayný zamanda günümüz Kürtlerin atasý olan Med soyundan geldiði yapýlan araþtýrmalar sonucu kabul edilmiþtir. Zerdüþtlük ortaya çýkýþ zamaný,"insanlarýn taþ devrinden tunç çaðýna geçiþ dönemidir".Bu nedenledir ki, su ve ateþ önemli öðelerin baþýnda gelmektedir. Çok akýllý olduðu kabul edilen Zerdüþt'ün “günümüze aykýrý söylediði hiç bir þey yoktur." Zerdüþt dinin kitabý "Avesta"olup, Zerdüþt tarafýndan yazýlan kitabýn "on iki bin öküz derisi üzerine yazýldýðý"ancak bunlarýn "Büyük Ýskender tarafýndan yaktýrýldýðýna inanýlýr."Kullanýlamaz nitelikte olan bu dilin bilimsel araþtýrmalar için “doyurucu olmadýðý” kabul görmüþtür. Kurduðu dinin doðayý deðiþtirme çabasý olarak algýlayan Zerdüþt insanlarýn yaþadýklarý üretim biçimi ve iliþkilerini çok iyi kavramýþ,o gün ki yiyecek azlýðýna daha çok üretme ,yeni yiyecek, ya da barýnma alanlarýnýn katýlmasý gerektiðini belirlemiþtir. Ýyi ve kötünün yan yana durduðunu, tercihin, iyiden yana konulmasýný, kutsal kitabýnda ortaya koymuþtur. Bilgiye önem veren Zerdüþt "bilen kiþi, kötülük yapmaz"diyerek de bilginin belirleyici ve deðiþtirici olduðu tespitini yapmýþtýr. Zerdüþt'ün yarattýðý felsefe,tamamý ile doðaya karþý savaþta insanlarý ortak paylaþma ve ortak yaþamaya götürür. Zerdüþt'e göre, kutsal olan doðayý deðiþtirendir. Felsefesi yüzünden yaþadýðý yerden ayrýlmak zorunda kalýr, fakirlere yemek vererek, onlara yardým eder. Zerdüþt'ün bu gezginci yönü Alevi derviþ geleneði olarak yakýn tarihimize taþýnmýþtýr. “Med ülkesinde yaþayan aþiretler göçebe durumunda yaþarken, Zerdüþt onlarýn yerleþik hayata geçmelerinde önemli rol oynamýþtýr."Doðayý deðiþtirmede zorluk çeken insanlarýn oruç tutmalarý Zerdüþt tarafýndan yasaklanmýþtýr."Bizim dinimizde yemeden bir gün geçirmek günahtýr. Bizim için oruç, gözle, dille, kulakla, elle, ayakla iþlenen günahlardan uzak durmaktýr."diyerek günümüz Aleviliðinin yaþamýnda esas aldýðý ilkeleri belirlemiþtir. (Eline-Beline-Diline) Zerdüþtçülüðe göre kadýn ile erkek eþit yaratýlmýþlardýr. Alevi yaþam felsefesini kendine rehber edinen insanlarda bu eþit yaklaþým söz konusudur. Kutsal tapýnaklarda yakýlan ateþler,Alevi ceminde on iki hizmette yer almaktadýr. "Zerdüþtçülük hiç bir dini ya da tanrýyý ret etmez."Alevilere de dýþýndaki yapýlara karþý büyük bir kabul ve hoþ görü söz konusudur. Zerdüþt dininde tek eþli evlilikler esastýr. Bu durum Alevilerde de aynýdýr. Alevi felsefesini, yaþama bakýþýný özetleyen"eline, beline, diline sahip ol" ilkeler Zerdüþtlükten geçmiþtir. Ýslamiyet'in Kürt ve Acem Ari halklarýnýn yaþadýðý coðrafyalara kadar dayanmasýna kadar etkinliði süren Zerdüþtlük, uzun süren savaþlar sonucunda bölge halklarýnýn kýrýlmasý yada göç ettirilmesi sonucu etkinliðini yitirmeye baþlamýþtýr. Ýslam'ýn acýmasýz ordularý karþýsýnda ezilmekten kurtulamayan halklardan çoðu bozuk topoðrafyasý olan alanlarý kendilerine yurt seçmiþlerdir."Bir kýsmý ise Hindistan'a göç eder."Halklarýn korunma amacý ile ilk takiye süreci burada baþlar. Bugün Hindistan da yaþayan Zerdüþt dinin mensuplarý, Dersim Kürt Alevilerinin yaþamlarýna çok benzeyen bir yaþamý sürdürmektedirler. Arap-Ýslam yayýlmacýlýðýna karþý savaþan ya da direnen halklar, Ýslam'ýn devlet olma sürecinde devlete egemen olma çabalarýnýn yanýnda saf tutmak zorunda kalmýþlardýr. Ýslam karþýtý tüm yapýlarý kendilerine yakýn gören Aleviler Ýslam devletine karþý olan yapýlarýn saffýnda yer almýþlardýr. Hz. Muhammed den baþlayan yok etmeye dönük politikalar ile Alevilere bakýþý da Hadisler ortaya koymaktadýr. Muhammed; "Bir toplumun lakabýnýn olduðunu ve lakabýnýn da Rafizi olduðunu anlarsan, onlar Müslümanlýktan el çekmiþlerdir.Onlarý tanýyýnca öldürmelisin"denmektedir. Yine bir hadiste “Ahirzaman da Rafizi denilen bir toplum ortaya çýkacak, onlarý gördüðünüz yerde öldürünüz." (AGE) Yine peygamber Zerdüþt dininden olan insanlar için; "Kaderiler ümmetinmin Mecusileridirler, Hastalandýklarý zaman sormayýnýz, öldükleri zaman cenazelerine gitmeyiniz,bütün kaderiler Rafizi mezhebindedirler." (AGE) Hadis:”Mutattab, Ümmi Seleme'nin Reslüllah dan þöyle rivayet ettiðini söyledi." Bir gün Resulülah benim yanýmda idi. Hz Fatýma ile Hz Ali yanýna bir þey sormak için geldiler. Resulllah baþýný kaldýrýp,Ya Ali sana müjdeler olsun sen ve ehlin cennette olacaksýnýz. Fakat senden sonra Rafizi denilen bir cemaat çýkacak. Eðer onlara yetiþirsen kafir olduklarý için onlarý öldür. Ali ya Resullüllah onlarýn alameti ne olacak?” Dedi. “Cuma namazýna kýlmazlar, selefe buðz ederler."(A.G.E) Muhammed haklýdýr. Çünkü Alevilerin mevcut durumlarý itibari ile de Ýslam’a ne kadar yakýn olduklarý bellidir. Günümüz Alevilerinin temsilcileri konumunda olan Rafiziler Ýslam baþkomutaný Ali tarafýndan "kuyulara atýlarak yaktýrýlmýþtýr"(2) ZERDÜÞT ÖÐRETÝSÝNÝN ALEVÝLÝÐE OLAN KATKISI: Zerdüþt dinin günümüz Aleviliðine katkýlarýný daha iyi bir þekilde anlamak için, bu dinin son versiyonu durumunda olan Yezidiliðe bakmak gerekiyor. Yezidiliðin Zerdüþt dinin bir versiyonu olduðu konusunda karþýt bir düþünce bulunmamaktadýr .Önemli bir tarihi süreçten geçtiði bilinen Yezidiliðin, çok eski dinler arasýnda yer aldýðý, Yezidilerce okunan; "En ince nakýþlarý ben akþederim Derin deryalarýn dalgýcýyým Kuran,Tevrat ve zeburdan önceyim Yakýnlara uzakta bulunuyorum Uzak olanlara da yakýným Ayarý en aðýr ve en saf olaným." (1) Þiirden de anlaþýlmaktadýr. Yezidiliðin kökenine iliþkin olarak "Müslümanlar tarafýndan ortaya atýlan gerçek dýþý savlar yüzünden sürekli olarak dýþlanan bir toplum haline gelmeleri", onlarýn Müslümanlaþtýrma çabalarýnýn bir sonucudur. M.Emin Zeki bu konuda;"Yezid sözcüðünün bazý yazarlarýn öne sürdüðü gibi, Muaviye'nin oðlu Yezid ya da Yezidi Esselemi ile hiç bir ilgisi yoktur. Bu sözcük Yezidilerin Yezid ya da Yezdan adýndaki bir Tanrýnýn varlýðýna inanmalarý sonucu ortaya çýkmýþtýr.” (3) Yezidilerin günümüzdeki lideri konumunda olan, Muaviye bin Ýsmail el-Yezidi;"Yezid Emeviler'in ikinci halifesiydi ve Osmanlý imparatorluðunun Sünni padiþahlarý tarafýndan saygýyla anýlan tarihi bir kiþilikti. Bizim halife Yezidin soyundan geldiðimizi anlatan efsaneler çýkartýldý. Nasýl ve neden yezidin soyundan geldiðimizi açýklamaya çaba gösteren yoktu. Osmanlýlar bu varsayýmdan çift kazanç saðlýyorlardý. Önce eðer onlar yapmasa bile, eninde sonunda bizim camilere sokulacaðýmýzý söylüyorlardý. Ýkinci olarak Þii Müslümanlarý bize karþý kýþkýrtýyorlardý."(AGE) Yezidilerin Ýslam ordularýnýn karþýsýnda,tutunamayan ve bir derece de Ýslam motiflerini kabul eden "Kürtler"den baþkasý deðildir. Ýslam'a karþý direnen topluluklardan olan Yezidilerin yazýlý olan ve Kürtçe kaleme alýnan "Meshaf-ý Reþ ve Kitabý ül cilve"dir. Bu kutsal kitaplarýn kim tarafýndan yazýldýðý bilinmemekle birlikte bir komisyon tarafýndan kaleme alýndýðý tahmin edilmektedir. Mushaf-ý Reþ adlý kutsal kitap "Yezidilerin uymasý gereken kurallar ile yezidi mitolojisine yer verilmiþtir”. Kitab el cilve de ise "Yezidilerin tanrýsý olan Þeytan aðzýndan yazýldýðý"anlaþýlan kitap; "Tüm dinlerin kitabýnýn geçersiz olduðunu,Tanrýnýn iþine karýþamayacaðýný,Dünyanýn baþkaný olduðunu" belirtilmektedir. Yezidi dinin kurucusu sayýlan ve"1070'li yýllarýn baþýnda doðan Þeyh Adi, Hallac El-Mansur gibi doðrudan doðruya Ene-l Hak,ben tanrýyým demiyor,ama kendinin tanrýyý ve insanlarý yarattýðýný söylüyor. Bir kaç dize sonra, Yeryüzünün yargýcý ve yöneteniyim. Benim yüceliðime tapýnýr insanlar Bana gelirler, öperler ayaklarýmý. Diyerek tanrýsallýðýný, tanrýlýðýný vurguluyor." Alevi insanlarýnýn da Tanrýyý kendinde görmelerine denk düþmektedir. Hilmi Dede benzer tekilde ; "Tuttum aynayý yüzüme Ali göründü gözüme Nazar eyledim özüme Ali göründü gözüme” Görmekteyiz. Ayrýca Yezidilere ait ibadet yerinin olmamasý da yine Aleviler gibi korunma amacýna yöneliktir. "Kana susanmýþ sultanlarýn öfkesinden kurtulabilmek için üstümüze giydiðimiz benin altýnda,çoðumuz Arap ve Türk göreneklerini kabul ettik ve adlarýný aldýk."(AGE)) Osmanlýlarýn sultanlarý kendilerini "Ýslam'ýn halifesi"olarak görmeleri nedeni ile Tanrý adýna hareket serbestileri Ýslam dýþý yapýlara karþý korkunç katliamlar gerçekleþiyordu. Özellikle "I.Selim, I.Süleyman, IV.Murat ve V.Mehmet de bulunduðu bir çok Osmanlý padiþahý" baþta yezidiler ve Aleviler hakkýnda fermanlar çýkartýlmýþtýr. Yezidilerde Alevilerin toplusal yaþamýnda da görülen,ve farklý görevleri olan afrklý yapýlanma gözükmektedir. Bunlar en üstte "Ölümlerine kadar,hiç kimseye hesap verme zorunluluðu olmayan Mir,Baþtan aþaðýya beyaz elbise giyen ve saç ve sakalýný kesmeyen, Baba Þeyh(Bave Þeyx), Bir tür Alevi dedelerini andýran ve sürekli olarak gezen, insanlar arasýndaki sorunlarý çözen ve büyük saygý gören Fakir(Faqýr), Melek-ý Tavus heykeli ile yezidi yerleþim alanlarýný gezip Þeyh Adi'nin mezarýný ziyaret etmelerini söyleyen ve gittikleri köylerde Çiroklar anlatan saygýnlýðý büyük olan Kavvallar, Ölülerin gömülmesini organize eden uzun saçlý ve sakallý, beyaz elbiseleri üzerine kýrmýzý kuþak baðlayan çokça okuyan yazan Þehler, Þeyhlerin yardýmcýsý konumunda olan ve þeyh Adi Bin Misafirin Türbesini ziyarete gelenlerin barýnma sorunlarýna yardýmcý ola Pirler, Þeyh Adi'nin mezarýnýn bekçilerinin amiri ve ruh alemi ile ilgili olan Koçeklerle, Köy VE MEZRALARDA YAÞAYAN halk kesimi olan Müridlerdir. ALEVÝLERÝN TAKÝYE SÜRECÝ: Yukarý Mezopotomya olarak adlandýrýlan ve bir baþka deyiþle "medya ülkesi"on binlerce yýlýn birikimi olarak insanlarýn kültür emeðinin toplandýðý uygarlýðýn baþlangýcý ve merkezi olmuþtur. Halklarýn birlikte doðayý deðiþtirme çabasý, farklý etnik yapýdan insanlarýn farklý coðrafyalardan getirdikleri birikimlerle saðlam bir iþbirliðine ,üretimden doðan emeðin ve kültürün adil daðýlýmýný da öngörüyordu. Ýslam dýþý yapý olarak ifade edilebilecek, kültür ya da inanç guruplarý, Ýslam'ýn ani olarak geliþimi ve daha ileri bir aþamada "koloni"kentleri vasýtasý ile zorla Ýslamlaþtýrma politikalarý karþýsýnda, korunma iç güdüsü ile "bizde Ýslamýz" demeye baþlamýþlardýr. Bu durum Alevilerde dahil olmak üzere halklarýnýn bir anlamda korunma çabasý da dikkate alýnarak takiye sürecinin de baþlangýcý olacaktýr. Zorunlu pazar iliþkileri,"koloni kent"politikalarý, zora dayanan tercihler nedeni ile, Ýslam olmayan inanç gurubu ya da kültüründeki topluluklar iktidar olma, egemen olma yarýþlarýnda taraf olmaya baþlamýþlardýr. Yeni süreç olarak tanýmlanabilecek bu durum "Ýslam dýþý" yapýlarý, yandaþ olarak tarihi görevine soyunacaktýr. Günümüz Alevilerinin, Ýslam’ýn ilk yýllarýnda Ýslam'a karþý duruþlarýnda Rafizi, Mecusi, Batýni olarak yorumlamalarý ya da isimlendirmeleri, Anadolu Alevi'sinin korunma çabasý ile geliþtirdikleri takikiyenin sonucudur. Alevi'lerin Ali yandaþý olarak anýlmasý, zorunlu olarak bir sürecin ürünüdür. Yaþadýklarý coðrafyadaki devlet yapýlarýna göre tavýr alan Aleviler, korunma amaçlý olarak takiyelerine þekil vermiþlerdir. Verirken her coðrafyada farklý isimle anýlmalarýna neden olduklarý gibi egemen olma çabasý nedeni ile de farklý motifleri ruhi þekillenme süreçlerinde özümsemiþlerdir. Örneðin Ýran da yaþayan Aleviler kendilerin Ýmami Þiilerden korumak için kendilerinin de Caferi olduklarýný söylemektedirler. Ýranlý Alevilerin bu takiyeleri günümüzde Þiiliðin egemenliðine varacak motiflerin taþýnmasýna neden olmuþtur. Bu süreçte aydýnlanma hareketi konumundaki toplumsal çekirdek, Ýslam devletinin feodal savaþçý ve aristokrat yapýsý altýnda kendini kurtarma çabasý içerisinde þehirlerden hýzla uzaklaþmak zorunda kalmýþtýr. Kent merkezinde olan ve önemli bir kültür birikimine sahip olan insanlar, kýrsal mekana doðru çekilmiþtir. Korunma amacý ile "takiye" yapan topluluklar, baskýlarýn artabileceði kuþkusu ile, kendileri için özgür alanlarý yaratmýþ oluyordu. Zerdüþt dinin günümüz versiyonu konumundaki Kürt Yezidilerinde benzer coðrafi özellikteki alanlarý seçmesi de korunma çabasýnýn bir ürünüdür. Ýslam dininin politik merkezleri konumundaki þehirlerde günümüz Alevi öðretisini yaþam biçimi olarak kendisine baz alan insanlar yaþayamaz hale gelmiþlerdir. Önemli Ýslam kentlerinde Alevi nüfusunun yok denecek düzeyde olmasý oldukça önemli bir göstergesidir. Böylece de topoðrafik olarak bozuk alanlar korunma ve kendini geliþtirme alaný olarak seçilmiþtir. Ancak Alevi öðretisini kendilerine bir yaþam biçimi olarak alan ve o þekilde yaþayan insanlar seçtikleri coðrafyalarda topoðrafik olarak bozuk alanlardaki iskanlarý onlarýn devletlerle olan iliþkileri bakýmýndan, pazar iliþkileri anlamýnda ya da yönetimde egemen-etkin olma çabasýný olumsuz yönde etkilemiþtir.
Kendal Dogan
Bu köşe yazısı 576 defa okundu. Toplam 2458 kelime
[ Geri Dön: Kendal Dogan ] - [ Yazarlar İndeksi ]
|