Diyanet'in paralı bir kurum haline geldiÄŸini belirten Sezgin, 'Para herkesi bozduÄŸu gibi din adamını da bozdu. Çok ciddi ÅŸaibeler, ihtilaflar var. Kurumda herkes paralı peÅŸinde' dedi
TARIK IÅžIK
ANKARA - Diyanet Denetim Elemanları ve Uzmanları DerneÄŸi Genel BaÅŸkanı Abdülkadir Sezgin, Diyanet İşleri BaÅŸkanlığı’na önemli eleÅŸtirilerde bulundu. Diyanet’in ‘paralı bir kurum’ haline geldiÄŸini belirten Sezgin, “Para herkesi bozduÄŸu gibi din adamını da bozdu. Åžu anda çok ciddi ÅŸaibeler, ihtilaflar var. Kurumda herkes paralı iÅŸ peÅŸinde” dedi. Diyanet’in Hac organizasyonlarını da eleÅŸtiren Sezgin, “Haccın bu ÅŸekli ile gitmesi ile birlikte kuruma çok ciddi zarar vereceÄŸini düÅŸünüyorum. Din iÅŸi bu kadar para gözlü insanların kurumu olamaz” ifadesini kullandı.
Yedi sendika, 10 din görevlisi derneÄŸi ve altı vakıf temsilcisinin katıldığı önceki günkü toplantıda ‘Diyanet Yasa Tasarısı’ ile ilgili eleÅŸtirilerde bulunan Abdülkadir Sezgin, 1979 yılından beri çıkmayan Diyanet TeÅŸkilat Yasası’nın çoÄŸunlukla Diyanet çalışanları tarafından engellendiÄŸini savundu. ‘Bir grubun lehine imtiyaz saÄŸlayacak hükümler’ nedeniyle yasanın çıkmadığını belertin Sezgin, ÅŸöyle konuÅŸtu:
“Kanun tasarısı taslağını okuyan bütün din adamları, vaizler, müftüler, murakıplar ve diÄŸerleri ‘bizim paramız kaç lira artıyor’ ya da ‘niye artmıyor’ sevdasına düÅŸtüler. Bundan utanç duyuyorum. Kanun tasarısında bol miktarda yardım toplama, fon kurma, vergiye tabi olmayan para, hac iÅŸi gibi para ağırlıklı bir kurum imajı verebilecek düzenlemeler vardır. 1979’dan bu yana yani Haccın Diyanet İşleri BaÅŸkanlığı tarafından denetlenmesi kuralının uygulanmayı konulması ile birlikte Diyanet ‘paralı’ bir kurum haline geldi. Para herkesi bozduÄŸu gibi din adamını da bozdu. Åžu anda çok ciddi ÅŸaibeler, ihtilaflar var. Kurumda herkes paralı iÅŸ peÅŸinde. Haccın bu ÅŸekli ile gitmesi ile birlikte kuruma çok ciddi zarar vereceÄŸini düÅŸünüyorum. Din iÅŸi bu kadar para gözlü insanların kurumu olamaz. Bunları bu hale getirmiÅŸ olanlar herhalde biraz düÅŸünmesi lazımdır. Din kurumu, ‘kamu kurumu’ olarak hizmet vermelidir. Bir para kurumu olmaktan çıkmalıdır. Peki biz ne yapacağız? Öteki devlet memurları ne yapıyorsa onu yapacağız.”
Yeni tasarıya göre müftülerin sicil amirinin valiler ve kaymakamlar olmayacağını söyleyen Abdülkadir Sezgin, ÅŸöyle devam etti: “İlçe müftülerinin bir kısmı genç. İlahiyat Fakültesi’nden yeni çıkmış. Henüz orada mensup olduÄŸu ideolojik formasyonu atamamış. Kaymakam, vali denetimi olmayınca da kendini bağımsız hissediyor. Belki ideolojik birtakım yanlışlıklar yapabilirler. Sonra mahkemelerle uÄŸraşır dururuz.”
Kiliselerin ve havraların elektrik ve su paralarının da Diyanet bütçesinden ödendiÄŸini söyleyen Sezgin, ÅŸunları dile getirdi: “İbadethanelerin devlet bütçesinden elektrik-su paralarının karşılanması ile ilgili kanun çıkarken bir yanlışlık yapıldı. Kiliselerin ve havraların elektrik ve su paralarının da Diyanet bütçesinden ödenmesi kabul edildi. Yahudi ve Hıristiyanlar, kilise ve havralarının faturalarını il veya ilçe müftülüklerine veriyorlar. Bir iki defa karşılaÅŸtım. Son derece rahatsız oldum. Sanki mütfü papazın, hahamın amiri. Sanki bir eziklik hissediyormuÅŸlar gibi geldi. Maliye Bakanlığı kendi bütçesine koysa, defterdarlığa, mal müdürlüÄŸüne götürüp faturasını verse daha doÄŸru deÄŸil mi? Bu ülkede çoÄŸunluÄŸu biz oluÅŸturuyoruz diye azınlığı oluÅŸturanlar yanımızda yetim çocuk gibi kalmamalı. Onların ezilme duygusuna sahip olmasını istemek Müslümanlığa aykırı deÄŸil mi?”